Eğitimin Yeni Keşfedilen Parçası : Duygusal Zeka (Eq)

Sebat, Merak, Coşku, Saygı, Özdisiplin,

 Büyük Resmi Görebilmek, Motivasyon, Empati, Tevazu,

Doğruların Değişmesi, Başkalarını ve Çevreyi Düşünmek …1

   Yukarıda sıralanan duygulara sahip olmanın ve başkaları için yapılan karşılıksız yardımların  mutluluğun ön koşulu olduğunu ve hatta hayat başarısını arttırdığı söylendiğinde neler düşünürüz?

Eğitimde uzun yıllar ihmal edildiği düşünülen “duygusal zeka” (emotional intelligence), bir başka ismiyle “bilgelik zekası” artık bir çok eğitimci ve psikoloğun gündeminde yer edinmiştir. Farklı alanlarda da açılımlar yaratan bu kavramın nasıl ölçüleceği, ilgili yeteneklerin yaşamın değişik alanlarına nasıl uygulanabileceği ve sonuçları, bunlara bağlı olarak da duygusal zekanın nasıl geliştirileceği boyutları son yıllarda bütün dünyada büyük ilgi görmektedir. Kavramın isim babaları olan psikolog John Mayer ve psikolog Peter Salovey ilk kez bu ismi 1990 yılında kullanmış ve 1995’te psikoloji alanında doktoralı olan gazeteci Daniel Goleman “Duygusal Zeka” isimli kitabı ile dönemin ilgi odağı olmuştur.2

Başta eğitim olmak üzere bir çok alanda merak uyandırıcı araştırmalara konu olan ve 21 yy.’ın gelecek günlerinde üzerinde çok daha fazla konuşulacağı düşünülen bu zeka türü neden bu kadar önemli bir kavram haline dönüştü dersiniz ? Sorunun cevabı galiba hemen herkesin farklı bir yöntem ve bakış açısıyla ulaşmak istediği, üzerinde farklı tanımlamaların yapıldığı  “hayat başarısı” kavramında.

Hayat başarısının ne olduğu ve nasıl ulaşılacağı tartışıladururken, sizce hayat başarısı ile okul başarısı, bilişsel zeka(IQ) veya duygusal zeka (EQ) arasında herhangi bir ilişki var mıdır dersiniz ?

Günümüz okul sistemleri ve  halihazırda tanımlanan zeka kavramının artık bir çok kesimin eleştiri odağında olduğu düşünüldüğünde, yukarıdaki sorunun cevabını IQ, EQ kavramları ve bunların üzerinde yapılmış araştırmalarda bulmak mümkün gibi görünüyor.

Peki tam olarak nedir bu duygusal zeka ve nasıl geliştirilir ?

Günümüzde analitik zeka, yaratıcı zeka, pratik zeka gibi kavramların sıklıkla kullanıldığına şahit olmamamak neredeyse imkansız hale gelmiş bulunmakta. Bir fikrin işe yarayıp yaramayacağını bulan zeka türüne analitik zeka; bir problem karşısında çözüm üretebilmeye yaratıcı zeka, tüm bunları uygulamaya koyabilme becerine de pratik zeka denilmektedir.3  Duygusal zeka ise: “bireyin duygularını akillica, duyarli, yararli ve bilgecebir tarzda kullanma yetisi, kendisinin ve baskalarinin hislerini gözleyip düzenleyebilmek” olarak tanımlanmaktadır.2 Yani tanımdan da anlaşılacağı üzere bir insanda doğuştan gelen veya sonradan öğrenildiği düşünülen sebat, merak, coşku, saygı, özdisiplin, büyük resmi görebilmek, motivasyon, empati, doğruların değişmesi, başkalarını ve çevreyi düşünmek, tevazu gibi testlerle ölçemediğimiz değerlerim duygusal zekanın bileşenlerini oluşturduğu düşünülmektedir.

Duygusal zekası yüksek olan bireylerin özellikleri ise genel olarak beş başlık altında toplanmaktadır. Bunlar 1) Özbilinç, 2) Duyguları idare edebilmek, 3) Kendini harekete geçirmek, 4) Başkalarınun duygularını anlamak, 5) Sosyal beceriler.2

En genel haliyle yukarıdaki şekilde tanımlanıp kategorilendirilen bu zeka türü yakın zamanda bilim insanlarının büyük ilgisini çekmiş ve tabiatıyla hatırı sayılır araştırmalarda yerini bulmuştur.

Günümüzde zeki diye nitelendirebileceğimiz yüksek IQ’lu öğrencileri çocukluklarından yetişkinliklerine kadar takip eden bir çok araştırma bulunmaktadır. Bu araştırmalardan bir tanesi de Themra isimli bir araştırmacı tarafından 1921 yılında başlatılıp 80 yıl sürmüş olan; 1534 kişinin (doğum yılları 1910) hayatları boyunca izlendiği bir araştırmadır. Araştırmada içlerinde üstün zekalı kişilerinde bulunduğu yüksek IQ’lu kişilerin hayat başarıları incelenmiştir. Araştırma nasıl sonuçlanmıştır dersiniz ? Araştırmada IQ ile hayat başarısı arasındaki ilişkiyi veren oran, 0 ! Yani bir başka deyişle yüksek IQ’lu kişilerin hiç bir yüksek hayat başarısı gösteremedikleri ortaya çıkmıştır!3

Genel olarak toplumdaki bireylerde zeka (IQ) ile hayat başarısı arasındaki ilişkiye bakıldığında aralarındaki korelasyon sayısının 0.2 çıktığı görülmüştür. Okul başarısı ile hayat başarısı arasındaki ilişki ise 0.5 dir. Bu sayılar çok soyut kalıyor ve tek başına bir  şey çağrıştırmıyorsa anne babanızla sizin  boyunuz arasındaki ilişkinin 0.7  olduğunu bilmek yeterli olsa gerek. Sayılardan da görülmektedir ki IQ ve okul başarısı ile hayat başarısı arasındaki ilişki çok ama çok düşüktür !3

Bu şaşırtıcı sonuç elbetteki hayat başarısı gösteren kişilerin özelliklerine merak uyandırmıştır. Araştırmalar;yetişkinlikte dikkate değer mesleki başarı elde eden bireylerin daha yüksek irade gücü, sebat ve başarma arzusu gösterdiklerini ortaya çıkarmışıtır.4  Yani duygusal zekası yüksek bireyler ! Dönemin ünlü araştırmalarından birisi olan ve lokum testi olarak bilinen marşmelov testi araştırması (önlerine konulan marşmelovu yemeyen çocuğa biraz zaman geçtikten sonra daha fazla marşmelov verileceği söylenilen test)  sonuçları da ertelenmiş hazzın ve irade gücünün önemli olduğunu ve bu özelliklerin daha iyi okul notları, kazanç ve iş memnuniyetiyle bağlantılı olduğuyla sonuçlanmıştır.4 (Testte sabredip önündeki marşmelovu yemeyen çocukların yiyen çocuklara göre ilerki hayatlarında daha başarılı olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.)

Konuyla ilgili yapılmış başka bir araştırma ise Micheal Norten isimli bir araştırmacı tarafından mutluluk üzerine yapılmıştır. Araştırmacının bir sabah laboratuara davet edip para verdiği gönüllülerden günün sonunda parayı kendisi için değil başkaları için harcayanların günün sonunda çok daha mutlu olduğunu tespit etmiştir. Yani kendi benliğinden çok başkalarını düşünen, duygularını bu yönde kontrol etmeyi başaran bireyler !

Aynı zamanda 21. becerileri olarak çok farklı nitelendirmelerle karşımıza çıkan becerilerin en genel kabul görmüş şekli ile “İş birliği, İlişki yönetimi, Eleştirel düşünce ve Yaratıcılık” olduğu söylenebilmektedir.3  Kimliklerimizin dahi yeniden şekillendirmek zorunda kalacağımızın öngörüldüğü, günümüzde yapılan bir çok mesleğin önümüzdeki 20 yıl içerisinde artık yapılmayacağı ve farklı mesleklerin ortaya çıkacağının kabul gördüğü bu çağda yukarıda sıralanan becerilerin ilk ikisinin EQ ile son ikisinin IQ ile ilişki olduğunu söylemek mümkündür.

Araştırmalarla destekli tüm bu durumların hem yazının başındaki sorunun cevabını hem de duygusal zekanın önemini ortaya çıkardığını söylemek kuşkusuz yerinde olur.

Bu çarpıcı sonuçlardan sonra günümüzde  dünyanın en iyi eğitimine sahip olduğu söylenilen ülkelerin (Singapur, Estonya, Finlandiya gibi) öğrencilerin gelişiminde duygusal zekalarına yatırım yaptıkları gözlenmektedir. Hatta 2017 yılında Dubai’de, 2018 yılında ise Singapur’da çok sayıda ülkelerin temsilcilerinin de katılımıyla duygusal zeka zirveleri düzünlemiştir.5  Bu zeka türü ile ilgili işin güzel tarafı ise bilim adamları tarafından öngörülen her zaman ve her yaşta geliştirilip ilerletilebilen zeka türü olarak görülmesidir. İşin uzmanlarına göre, duygusal zeka düzeyi kalıtımsal olarak tayin edilmediği gibi, gelişimi de sadece ilk çocukluk dönemlerinde gerçekleşmez. Bir başka deyişle duygusal zeka, yani kişilerin duygularını geliştirebilmesi her yaşta öğrenilecek ve geliştirilebilecek bir kavramdır. IQ ile ilgili genel bir kanı olan 13-19 arasındaki yaşlardan sonra pek fazla gelişim göstermemesi durumu duygusal zekanın bir güzel boyutunu daha ortaya çıkarır durumdadır.2

Duygusal zekanın geliştirilmesi konusundaki stratejilerde ise; bireyin karşısındaki kişiyi aktif dinlemesini öğrenebilmesi ve bu durumu geliştirmesi; kızmak, öfkelenmek, sevinmek, üzülmek gibi sayısız çoklukta olan duygu dağarcığını geliştirebilmesi; yetenekleri, tutkuları, ilgi alanları ve yapabilecekleri konusunda öz farkındalığına sahip olması; empati becerisi kazanması ve duygularını yötebilmesi gelmektedir.4

Konuyla ilgili dünyanın kazanmış olduğu bu farkındalıktan sonra, eleştiri oklarının  ucunda olan mevcut “okul modellerinde*” IQ dan daha çok EQ ya yatırım yapılmasının sizcede çoktan zamanı gelmedi mi ?

Yazıyı üzerinde çokça düşünülmesi gereken aşağıdaki iki anlamlı alıntı ile sonlandırmak istiyorum.

“…Günümüzde çocuklarimizin duygusal egitimini sansa birakiyoruz

ve bunun sonuçlari çok yikici oluyor. Çözümlerden biri, okullarin

ögrenciyi sinifta bir bütün olarak akli ve kalbi birlestirerek nasil

egitilebilecegine dair bir vizyon gelistirmektir … Yakin gelecekte

okullardaki egitimin düzenli olarak özbilinç, özdenetim, empatiyle

dinleme, anlasmazlik çözme ve isbirligi gibi temel insan becerilerini

kapsayacagina inaniyorum.”  Golemen (1998), Duygusal zeka araştırmacısı.

“Bir ölçme yöntemi bulmak istemedim… Sadece bireyleri sınıflandırmak için bir yöntem bulmaya çalıştım. Zekada, eksikliği ya da bozukluğu gerçek hayatta büyük sorun yaratacak temel bir unsur mevuttur. Bu da yargıdır!…”   Alfred Binet, IQ nun bulucusu.6

Cihan KILIÇ

Eğitim Bilimci

  1. Testlerle ölçemediğimiz değerler. https://www.facebook.com/egitimpedia/photos/a.719333551424937/729251827099776/?type=1&theater
  • Doç. Dr. Binnur Yeşilyaprak (2001) Duygusal Zeka Ve Eğitim Açısından Doğurguları.
  • Acar Baltaş (2018). Zekanun Hayat Başarısındaki Rolü. Zeka ve yetenek kongresi. (Video)
  • Theguardian Gazetesi (03.11.2017).Emotional intelligence: why it matters and how to teach it.
https://www.theguardian.com/teacher-network/2017/nov/03/emotional-intelligence-why-it-matters-and-how-to-teach-it
  • Alfa Yayınları, Psikoloji Kitabı.

*Bu konuda“Okulları Dava Ediyorum” videosu izlenebilir. https://www.youtube.com/watch?v=a6SRDgCkCaA&t=69s

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.