Covid 19 Pandemisinin Hız Kazandırdığı Kişiselleştirilmiş Öğrenme Ve Yeni Dünya Eğitim Paradigması

Ünlü fütürist Alvin Toffler’ın sözleriyle artık bir çok yerde karşılaşmak mümkündür. Özellikle 21. yy. gereklilikleri ve yaşam becerileri ile ilgili görüşleri dünyaya hiçte yadsınamayacak ölçüde çarpıcı mesajlarını vermeye devam etmektedir. Bunlardan bir tanesi de meşhur metaforu haline dönüşen “21. Yüzyılın okuma yazma bilmeyenleri, okuyamayan ve yazamayanlar değil; öğrenemeyen ve öğrenmeyenler olacaktır.” sözüdür. Metaforun kalbinde yatan 21. yy. ve öğrenme vurguları olsa gerek.

Evet, 21. yy. ve öğrenme! Psikolog, psikiyatrist, nörolog ve eğitim bilimcilerin üzerinde çalıştığı, birçok disiplini içinde barındıran, adeta bilimin sihirli kutularından birisi olmaya devam eden “öğrenme” olgusu. Geride bıraktığımız iki yüzyıl da psikoloji biliminin gözde çalışma alanı olarak gizemini korumaya devam ederken, 21. yy. getirileri, öngörüleri ve geldiğimiz noktada büyük kırılmanın yaşandığı 4. sanayi devrimi, öğrenmenin gizemini daha da arttırmıştır adeta. Hatta bir zaman daha ilerletilecek olduğunda Covid-19 pandemisi.

Birçok farklı referans noktalarından farklı başlıklar elde edilse de meta kavramlar olarak 21. yy. becerileri önce 4C (Critical thinking, Collabration, Communication, Creativity / Eleştirel düşünce, İş birliği, İletişim ve Yaratıcı Düşünme), sonraları ise; vatandaşlık, kültür ile karekter eğitimi de dahil edilerek 6 C becerilerine dönüştürülmüştür. Bu becerilerin eğitim ortamlarına taşınması ve öğretilmesi/öğrenilmesi söz konusu olunca öğrenme bilimi yeni kapılar aralamaya başlamıştır.

Çağın gerekliliklerine uygun becerilerin eğitim ortamlarında öğrenenlere nasıl kazandırılacağı, buna göre eğitim ortamlarının nasıl tasarlanması gerekliliği veya uygulanacak pedagojik yaklaşımların nasıl yapılandırılacağı mevcut eğitim-psikoloji disiplinlerinin temel araştırma konuları haline gelmiştir. Teknopedagojik başlığı altında detaylandırılan unsurlar öğretim ortamlarında teknoloji, pedagoji ve öğretim içeriği bilgisinden oluşmaktadır. Bu içeriklere dayanak oluşturarak eğitim ortamlarının şekillenmesi yetkinlik temelli öğrenme anlayışını beraberinde getirmiştir. Yani bireylerin kendi yetkin ve istekli olduğu alanlara yönelik, ön öğrenmelerine ve hazır bulunuşluklarına dayalı olarak geliştirilen öğrenme anlayışı.

Bireylerin öğrenme için hazır bulunuşluklarıyla ilgili “meta öğrenme” kavramını bu noktada açıklamak faydalı olacaktır. Meta öğrenme anlayışı; bireyin kendi öğrenmesini ifade eden bir anlayıştır. Kendi kendine öğrenme çabası içerisinde olan bireyin hızı, ön öğrenmeleri, çeşitli sosyal kültürel ve fizyolojik hazırbulunuşluğu, yani çatı kavram olarak bireysel farklılıklara dayalı değişkenler öğrenme için önem teşkil etmektedir.

Bahsedilen bu unsurlar öğrenme ve öğretimi kitlesel anlayıştan kişisel anlayışa taşımaktadır. Aşağıdaki döngüde gösterilen Endüstri 4.0 dönüşümünün eğitime yansıyan yüzünde Eğitim 4.0 paradigması oluşturulmuştur.

Veri & Bilgi Analitiği
Bulut bilgi işlem & depolama  
Akıllı Sensörler & konum tespiti
Güvenlik, doğrulama, dolandırıcılık tespiti

3.0                                                                Endüstri 4.0

Mobil araçlar
Arttırılmış ve Sanal gerçeklik

Bilgi İşlem /

İnternet

Kişiye özel- nüfus etkileşimi
Olanak sağlayan teknoloji & insan makine arayüzleri

Kaynak: Brian Whalley, Derek France, Julian Park, Alice Mauchline & Katharine Welsh (2021) Towards flexible personalized learning and the future educational system in the fourth industrial revolution in the wake of Covid-19, Higher Education Pedagogies. https://www.tandfonline.com/doi/full/10.1080/23752696.2021.1883458 adresinden erişildi ve Türkçe’ye uyarlandı.

Tabloda gösterilen Endüstri 4.0 bileşenlerinden Eğitim 4.0 paradigması oluşmakla birlikte bu paradigma beraberinde “Kişiselleştirilmiş Öğrenme” (Personalized Learning) anlayışını oluşturmuştur.

Kişiselleştirilmiş Öğrenme; Öğrenme hızının ve öğretim yaklaşımının her bir öğrencinin ihtiyaçları için uygun hale getirildiği anlamına gelmektedir. Öğretimin içeriği ve bu içeriğin sunuş sıralaması öğrencilere göre değiştirilebilmektedir. Bu değişimin neye göre yapılacağı ise yukarıda bahsedilen meta öğrenme durumlarıyla ilişkilendirilmektedir. Öğrenenle ilgili eğitsel veri madenciliği aracılığıyla toplanan bilgiler, öğretimin kişiselleştirilmesine, yani öğrenme içeriğinin kişiye göre yapılandırılmasına yardımcı olmaktadır ki bu da yaklaşımın en önemli noktasını ifade etmektedir. Genel bir ifadeyle; öğrenene kendisiyle ilgili verilere dayalı olarak neyi, nasıl, ne zaman ve nerede öğrendiklerini seçme şansı verilmektedir. Bu noktada YouTube metaforunu kullanmak yerinde olur. Nasıl ki YouTube’a kendi hesabımızdan girdiğimizde daha önce izlediğimiz videolara dayalı olarak yeni videolar karşımıza çıkmaktaysa, daha önce izleyipte yarıda bıraktıklarımız için kaldığımız yerden devam edebilme hatırlatması yapılıyorsa; kişiselleştirilmiş öğrenme için de benzer bir durumu düşünebiliriz. Kişiselleştirilmiş öğrenme, her bireyin gelişimine, geçmişine, ilgi alanlarına ve deneyimlerine bağlı öğrenme sağlamaktadır. Böylelikle öğrenenler kendi sorumluluklarında öğrenerek istedikleri zaman birbirleriyle, çalıştıkları konu üzerinde uzman kişilerle, öğretmenlerle yüz yüze ya da teknolojinin sağladığı araçlarla bağlantı kurabilmektedirler.

Kişiselleştirilebilir öğrenmenin ardındaki temel fikir yetenek-işlem etkileşimi (aptitude-treatment interaction -ATI) düşüncesidir ki bu noktada geleneksel eğitimden ayrılmaktadır. Geleneksel eğitimin “one size fits all” (Tek beden herkese uyar) yaklaşımına alternatif olarak sunulan kişiselleştirilebilir öğrenme ortamlarının geleneksel ortamlara göre avantajlarını, Sampson, Karagiannidis ve Kinshuk aşağıdaki maddelerde olduğu gibi sıralamışlardır.

  1. Geleneksel öğrenme ortamlarında, bir öğrenme ortamı ve materyal hazırlanıp birçok öğrenciye sunulurken, kişiselleştirilebilir öğrenme ortamlarında ise her öğrenci için kendilerine özgü bir ya da birden çok öğrenme ortamı, içerik ve ders materyali sunulmakta, öğrenci kendisine uygun ortamda bireysel olarak öğrenme imkanı bulmaktadır.
  2. Geleneksel öğrenme ortamında öğrenme ortamları ve koşulları ile ilgili birçok kısıtlama bulunurken, kişiselleştirilebilir ortamlar da zaman, mekân gibi kısıtlamalar bulunmamaktadır.
  3. Geleneksel öğrenme ortamı ortalama öğrenciye düzeyine göre tasarlanırken, kişiselleştirilebilir ortamlar her öğrencinin, öğrenme hızı, stili, beceri bilgi vb özelliklerine göre tasarlanabilmektedir.
  4. Geleneksel öğrenmede öğretim programı öğretmene göre hazırlanırken, kişiselleştirilebilir ortamlarda öğrenci ihtiyaçlarını temele almaktadır.

Bu Noktada Dünya Eğitim Anlayışını Yeniden Düşünmek

Endüstri 4.0’la birlikte şekillenen eğitim 4.0 paradigmasına eğitim sistemlerinin uyum sağlayabilmesi için kuşkusuz artık bir takım yenilikleri benimsemeleri gerekmektedir. Eğitimin geleneksel yaklaşımdan çıkarılıp kişiselleştirilmiş öğrenme yaklaşımı gibi daha çağdaş denilebilecek yeni yaklaşımlarla desteklenmesi eğitim araştırmalarıyla yürütülürken Covid 19 pandemisi de hız kazandıran unsuru olmuştur. Öğretim materyallerinin bilgisayar teknolojisi destekli sunulması hem eğitmenleri ilgili gereklilikleri öğrenmeye zorlarken hem de kişiselleştirilmiş öğrenme anlayışını dünyada daha aktif/kullanılabilir hale getirmiştir.  O halde geldiğimiz noktada eğitim sistemleri için yol haritası ne olmalı?

Önümüzdeki 20 yıldaki işleri inceleyen Dünya Ekonomik Forumu (The World Economic Forum) (2018) Endüstri 4.0 ve Eğitim 4.0 için aşağıdaki şekilde önerilerde bulunmuştur;

Hızlı teknolojik değişim; insanların yeni becerileri hızlı bir şekilde öğrenmeleri gerektiği anlamına gelmektedir. Hayat boyu öğrenme için bir eğitim sistemi ve destekleyen bir kültür inşa edilmesi gerekmektedir. Benzer şekilde, eğitim, bir bireyin çalışma hayatı boyunca erişilebilir olmalıdır.

İnsanlara daha fazla özgürlük ve esneklik sağlanmalıdır.

VUCA (Volatility, Uncertainty, Complexity and Ambiguity); Değişkenlik, belirsizlik, karmaşıklık, muğlaklık terimleriyle ifade edilen VUCA terimi, dinamik, birbiriyle ilişkili ve kutuplaşmanın olduğu günümüz dünyasını anlatmaya yardımcı olan bir terimdir ve  süperkarmaşıklığı bizlere sunmaktadır.  Süperkarmaşıklık; Endüstri 4.0’ı kapsayan, her yerde birbirine bağlı olan ve yaygın olarak yakın bir dünyanın sonuçları içerisinde yaşamayı ifade etmektedir. Bu anlamlar ışığında, içinde bulunduğumuz dönemde üniversitelerin VUCA anlayışını referans alarak eğitim yapması gerekmektedir.

Dünya ekonomik formunun eğitime ve iş yaşamına ışık tutan bu önerileri eğitimdeki değişimleri daha iyi anlamlandırmaya yaramakla birlikte dönüşümün kilit noktalarını da belirtmektedir.

Victoria Dönemi Eğitim Sisteminden, (The Victorian Educational System (VES)) Geleceğin Eğitim Sistemine (The Future Educational System (FES))

Viktorya Dönemi Eğitim Sistemi (VES), derine yığ, uzun uzun anlat ve “zorla incele” aforizmasıyla özetlenen ve birçok açıdan hala öyle olan bir sistemin kısaltmasıdır. Yani bir nevi mevcut dünya eğitim anlayışını ifade etmektedir. Bu eğitim sistemi halihazırda internet iletişim yapılarını, gelişen teknolojileri ve çeşitli pedagojik yaklaşımları kullanmaktadır. Geleceğin Eğitim Sistemi olarak adlandırılan (FES) ise bunu öğrenci merkezli bir bakış açısı ve pedagojide birbirine bağlı çeşitli mobil teknolojilerle birlikte uygulaması gerekmektedir. Covid-19 pandemisi eğitimde bu değişiklikleri zorunlu kılıyor ancak mesafe veya harmanlanmış öğrenme (geleneksel eğitim metodunun çevrimiçi eğitim materyalleriyle zenginleştirilmesi yani harmanlanması) gibi kavramların pedagojik temelleri ihtiyacı da henüz karşılanamamıştır.

Sonuç Olarak; Endüstri 4.0 ve Eğitim 4.0’la birlikte şekillenen ve Covid-19 pandemisinin hızlandırdığı eğitim sistemlerindeki dönüşümün tam olarak içerisinde bulunmaktayız. Harmanlanmış öğrenme teknikleriyle, kişiselleştirilmiş esnek kurs tasarımları eğitimi çok daha geniş topluluklara ulaştırabilme imkânına sahiptir. Bu durum ekonomik ve sosyal dengesizliklerin giderilmesinde, eğitimde fırsat eşitsizliğinin azaltılmasında da aracı bir rol oynayabilmektedir.

Uygulama kısmında çeşitli teknolojiler kullanılmakla birlikte akıllı ve mobil cihazlarla her zaman ders alma ve verme imkânı öğretmen ve öğrenciler için gerekli esnekliği sağlamaktadır. Uygulama kolaylığı ve avantajları olarak ise aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi önerilmektedir;

Öğrenci Seçimi: Öğrencilerin yer ve zamanda katılım modülleri arasında seçim yapmalarını sağlamak için anlamlı alternatif katılım modülleri sağlanmalıdır.

Denklik: Eşdeğer öğrenme çıktılarına ve çeşitli değerlendirmelere imkan tanıyan farklı öğrenme etkinlikleri sağlanmalıdır.

Yeniden Kullanılabilirlik:  Her katılım modülündeki öğrenme etkinliklerinden elde edilen ürünleri, tüm öğrenciler için ve kurumlar arasında gerektiği gibi “öğrenme nesneleri” olarak kullanılmalıdır.

Erişilebilirlik: Öğrencileri gerekli teknolojik becerilerle donatarak, ekonomik veya sosyal hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm katılım şekillerine eşit erişim sağlanmalıdır.

Yeni dünya düzenindeki anlatılan bu değişimlere bakıldığında; bireyler için artık özgeçmiş değil, özgelecek yazma zamanı gelmiştir.

Brian Whalley, Derek France, Julian Park, Alice Mauchline & Katharine Welsh (2021) Towards flexible personalized learning and the future educational system in the fourth industrial revolution in the wake of Covid-19, Higher Education Pedagogies, 6:1, 79-99, DOI: 10.1080/23752696.2021.1883458

Forum, W.E. (2018). The Future of Jobs Report 2018. World Economic Forum. Retrieved from http://www3.weforum.org/docs/WEF_Future_of_Jobs_2018.pdf

Konca, F. (2021). Eğitim 4.0 Eğitimin Geleceği Tartışmalarının Neresindeyiz? Pegem Akademi: Ankara.

Sampson, D., Karagiannidis, C. & Kinshuk (2002). Personalised Learning: Educational, Technological and Standardisation Perspective. Interactive Educational Multimedia, 4, 24-39.

VUCA. (2020). VUCA world. Leadership Skills & Strategies. Retrieved from https://www.vuca-world.org/

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.